Türk Eğitim-Sen Öğretmenlerin, Akademisyen ve diğer eğitim çalışanlarının; bölücü
elebaşının muhatap alındığı İmralı görüşmeleri ile başlayan, kimileri tarafından çözüm,
kimileri tarafından ise ihanet olarak adlandırılan gelişmeler ile başkanlık ve eyalet
sistemi hakkındaki görüşlerini öğrenmek, AB üyeliğine bakış açılarını ölçmek ve gündeme
dair diğer konulara yaklaşımını değerlendirmek amacıyla bir anket çalışması düzenledi. 9
-24 Nisan 2013 tarihleri arasında hem Türk Eğitim-Sen’in internet sitesinde hem de 7
farklı internet sitesinde yayınlanan ankete 10 bin 178 kişi katıldı. Anket sonuçları
şöyle:
Ankete katılanların; yüzde 22.7’si ilkokulda, yüzde 22.6’sı ortaokulda, yüzde 21.2’si
lisede, yüzde 17’si MEB taşra teşkilatında, yüzde 4.2’si üniversitelerde, yüzde 2.3’ü MEB
merkez teşkilatında, yüzde 0.5’i YÖK ve Yurt-Kur’da görev yaparken; yüzde 9.5’i de diğer
seçeneğini işaretlemiştir.
Yine ankete katılanların yüzde 51.5’i öğretmen, yüzde 16.1’i okul müdür yardımcısı, yüzde
14’ü okul müdürü, yüzde 5.9’u genel idari hizmetler sınıfında görevli
(memur/hizmetli/şef/teknisyen v.b.), yüzde 2.1’i okul müdür başyardımcısı, yüzde 1.9’u
akademisyen iken, yüzde 8.5’i de diğer seçeneğini işaretlemiştir.
-Yüzde 80.4’ü herhangi bir sendikaya üye olduğunu belirtirken, yüzde 19.6’si sendikaya
üye olmadığını kaydetmiştir.
-Herhangi bir sendikaya üye olduğunu belirtenlerin yüzde 68’i Türkiye Kamu-Sen’e, yüzde
20.1’i Memur-Sen’e, yüzde 3.7’si Kesk’e, yüzde 1.5’i Birleşik Kamu-İş’e bağlı sendikalara
üye olduklarını ifade ederken; yüzde 6.7’si diğer seçeneğini işaretlemiştir.
BARIŞ BÖYLE SAĞLANMAZ
Ankete katılanlara PKK terör örgütü ve İmralı ile görüşülerek barışın sağlanabileceğine
inanıp, inanmadıklarını sorduk. Buna göre; yüzde 68.5’i PKK terör örgütü ve İmralı ile
görüşülerek barışın sağlanabileceğine inanmadığını belirtmiştir.
Ankete katılanlara “Size göre bu süreç nasıl sonuçlanacak?” sorusunu yönelttik. Buna
göre; yüzde 56.2’si terör daha da güçlenecek, çözülme ve bölünme başlayacak, yüzde 30.1’i
PKK silah bırakacak, terör sona erecek, yüzde 7.7’si hiçbir değişiklik olmayacak cevabını
verirken, yüzde 6’sı da diğer seçeneğini işaretlemiştir.
Ankete katılanların yüzde 64.1’i “Hükümet, terörün sona ermesi, ülkemize barış ve huzur
gelmesi için bu süreci başlatmıştır” ifadesine katılmadığını söylerken, yüzde 35.9’u da
bu ifadeye katıldığını belirtmektedir.
“Sürecin başlamasının ve Hükümetin bunda rol üstlenmesinin nedenlerinden birisi yaklaşan
Cumhurbaşkanlığı, yerel ve genel seçimlerdir” ifadesine katılanların oranı yüzde 63.5, bu
ifadeye katılmayanların oranı ise yüzde 36.5’dir.
“Mevcut iktidar, terörle mücadelede başarısız olduğu için bu süreç başlatılmıştır”
ifadesine katılanların oranı yüzde 58.2, bu ifadeye katılmayanların oranı yüzde 41.8’dir.
BAŞKANLIK SİSTEMİNE DESTEK İÇİN
“Siyasi erk’in Türkiye’de başkanlık sisteminin ve eyalet sisteminin uygulanmasını
istemesi nedeniyle bazı kesimlerin desteğini almak amacıyla bu süreç başlatılmıştır”
ifadesine katılanların oranı yüzde 68.4, bu ifadeye katılmayanların oranı yüzde 31.6’dır.
Ankete katılanların yüzde 71.1’i bu sürecin bölücü elebaşı ve terör örgütünün
meşrulaştırılmasına neden olacağını düşünürken, yüzde 28.9’u bu sürecin bölücü elebaşı ve
terör örgütünün meşrulaştırılmasına neden olacağını düşünmediğini söylemiştir.
Ankete katılanların yüzde 74.4’ü bu sürecin Suriye ve Irak’taki yeniden yapılandırmayı
hızlandırarak, AB ve ABD’nin bölgesel politikalarının etkinliğini artıracağını söylerken,
yüzde 25.6’sı sürecin AB ve ABD’nin bölgesel politikalarının etkinliğini artırmayacağını
ifade etmiştir.
“PKK’nın hiçbir yaptırıma maruz kalmadan sınır dışına çekilmesi genel bir af olarak
değerlendirilebilir mi?” sorusuna ankete katılanların yüzde 67.5’i evet, yüzde 32.5’i
hayır cevabı vermiştir.
AKİLLERDEN BEKLENTİ OLUMSUZ
“Türkiye’nin tüm bölgelerinde süreci tanıtıcı çalışmalar yapacağı, konuyla ilgili Hükümet
ile istişarede bulunacağı, halkla ve kanaat önderleri ile buluşacağı ifade edilen Akil
İnsanlar Heyeti hakkında bilgi sahibi misiniz?” sorusuna ankete katılanların yüzde 90.1’i
evet, yüzde 9.9’u hayır cevabı vermiştir.
Akil İnsanlar Heyeti hakkında bilgi sahibi olduğunu söyleyenlere, “Heyetin Türkiye için
olumlu bir katkı sağlayacağını düşünüyor musunuz?” sorusunu yönelttik. Buna göre; yüzde
65.3’ü hayır, yüzde 31.5’i evet, yüzde 3.2’si ise fikrim yok cevabı vermiştir.
Akil İnsanlar Heyetinin Türkiye için olumlu bir katkı sağlayacağını düşünmeyenlere bunun
nedenlerini sorduk. Buna göre; yüzde 44.8’i bu heyet Hükümetin istediği toplumsal algıyı
oluşturmak için başlattığı bir psikolojik harekâttır, yüzde 22.4’ü sürece inanmadığım ve
bunu kabul etmediğim için akil insanlar şeklinde bir heyetin oluşturulmasına da karşıyım,
yüzde 19.4’ü akil insanlar olarak seçilen kişilerin bazılarının bölücü örgütün amaçlarına
hizmet eden fikirlere sahip olması, yüzde 9.9’u da farklı görüşlerin temsil edilmemesi,
listedeki isimlerin ‘Hükümet politikalarını onaylayan’ kişilerden oluşması cevabını
vermiştir. Bu soruya diğer cevabı verenlerin oranı yüzde 3.5’tir.
Başbakan ‘Eskiden o psikolojik harekât denen ifadeler vardı ya. Bu toplumsal algıyı akil
adamların hazırlaması lazım’ demişti. Bunun 28 Şubat sürecinde yürütülen yöntemlerle
benzerlik taşıdığını düşünüyor musunuz?” sorusuna ankete katılanların yüzde 48.8’i evet,
yüzde 17.8’i kısmen, yüzde 33.4’ü hayır cevabını vermiştir.
“Akil İnsanlar Heyeti ile 1919 yılında Damat Ferit Paşa hükümetinin milli direnişi kırmak
amacıyla oluşturduğu Heyet-i Nasiha arasında benzerlikler olduğu şeklindeki eleştirilere
katılıyor musunuz?” sorusuna ankete katılanların yüzde 56’sı evet, yüzde 32.1’i hayır,
yüzde 11.9’u da fikrim yok cevabını vermiştir.
ÖĞRENCİ ANDI KALDIRILMAMALI
Ankete katılanların yüzde 67.5’i Akil İnsanlar Heyetinde yer alan bazı isimlerin “Öğrenci
Andı kaldırılsın” şeklindeki önerisini desteklemediğini, yüzde 32.5’i de desteklediğini
ifade etmiştir. Ankete katılanların yüzde 68’i ülkemizde son yıllarda Türk kimliğine
yönelik bir tehdit olduğunu düşünürken, yüzde 32’si Türk kimliğine yönelik bir tehdit
olmadığını kaydetmiştir. Ankete katılanların yüzde 90’ı Türk bayrağının adının devlet
bayrağı şeklinde değiştirilmesi önerisine karşı çıktığını belirtti.
BAŞKANLIK SİSTEMİNE HAYIR
Ankete katılanlara başkanlık sistemini destekleyip, desteklemediklerini de sorduk. Buna
göre; yüzde 69.8’i başkanlık sistemini desteklemediğini, yüzde 25.6’sı başkanlık
sistemini desteklediğini söylerken; yüzde 4.6’sı da fikrim yok cevabını vermiştir.
Başkanlık sistemini destekleyenlere bunun nedenlerini sorduk. Buna göre yüzde 28.4’ü
devlet başkanını doğrudan halkın seçmesi, yüzde 20.7’si istikrar sağlanır, yüzde 20’si
parlamenter sisteme göre kararlar daha hızlı alınır, yüzde 12.4’ü Türkiye’nin farklı
kesimlerden oluşan sosyal yapısına daha uygun, yüzde 6.3’ü Türkiye artık üniter devlet
yapısıyla yönetilemiyor, yüzde 3.6’sı yasama ve yürütme birbirini daha iyi denetler
derken; yüzde 8.6’sı diğer seçeneğini işaretlemiştir.
Başkanlık sistemini desteklemeyenlere bunun nedenlerini sorduk. Buna göre; yüzde 48’i
üniter devlet yapısına uygun değildir ve eyalet sistemini öngörmektedir, yüzde 21.6’sı
otoriter rejim algısı yaratır, diktatörlüğe eğilimi artırır, yüzde 17.7’si ülkemize en
uygun sistem parlamenter sistemdir, yüzde 4.5’i federal toplum yapısına sahip olan ABD
dışında uygulanan ülkelerde istikrar sağlamamıştır ve yine yüzde 4.5’i devlet başkanının
görev süresi sona ermeden görevden alınamaması ve halkın hesap sorma hakkının olmaması
cevabını vermiştir. Bu soruya diğer cevabı verenlerin oranı da yüzde 3.7’dir.
EYALET SİSTEMİNİN GETİRİLMESİ YANLIŞ
“Türkiye’ye eyalet sisteminin getirilmesini ister misiniz?” sorusuna ankete katılanların
yüzde 77,9’u hayır, yüzde 17.1’i evet, yüzde 5’i de fikrim yok cevabı vermiştir.
Bu soruya hayır cevabı verenlere bunun nedenlerini sorduk. Buna göre; yüzde 64.7’si
Türkiye’nin üniter yapısına zarar verir, bölünmeye yol açar, yüzde 22.2’si Türkiye’nin
siyasi, idari, sosyal ve kültürel yapısına uygun bir sistem değildir, yüzde 10.6’sı
emperyalist ülkelerin ülkemiz üzerindeki etkinliği artar derken; yüzde 2.5’i de diğer
cevabı vermiştir.
“Eyalet sistemi ile birlikte esnek istihdam modelinin geleceğini, kamu hizmetinin yerel
idareler tarafından verileceğini ve kamu çalışanlarının iş güvencesini kaybetme riskiyle
karşı karşıya kalabileceğini düşünüyor musunuz?” sorusuna ankete katılanların yüzde
69.1’i evet, yüzde 23.8’i hayır, yüzde 7.1’i de fikrim yok cevabı vermiştir.
İSRAİL’İN ÖZÜR DİLEMESİ SAMİMİ DEĞİL
Ankete katılanların yüzde 87’si İsrail’in Mavi Marmara baskını nedeniyle üç yıl sonra
özür dilemesini samimi bulmadığını, yüzde 13’ü samimi bulduğunu ifade etmiştir.
Ankete katılanlara İsrail’in Türkiye’den özür dilemesinin nedenini sorduk. Buna göre;
ankete katılanların yüzde 49.3’ü ABD ve İsrail’in olası Suriye ve İran operasyonlarında
Türkiye ittifakına ihtiyacı olması, yüzde 19.4’ü İsrail Başbakanı Netanyahu’nun da
açıkladığı gibi Suriye’deki krizin giderek şiddetlenmesi ve buna bağlı olarak İsrail’in
güvenlik endişesi yaşaması, yüzde 13’ü Türk Hükümetinin bu konuda yaptığı etkili
mücadelenin neticesi, yüzde 10.4’ü İsrail’in Diyarbakır’da yapılan Nevruz kutlamalarının
ardından Türkiye gündemini değiştirmek istemesi, yüzde 3.3’ü İsrail’in ABD’nin ve
uluslararası örgütlerin tepkisinden çekinmesi yüzde 1’i de İsrail’in yaptığı hatanın
farkına varması cevabını vermiştir. Bu soruya diğer cevabı verenlerin oranı yüzde 3.6’
dır.
“Şu anda Türkiye’de gündemdeki hangi konu sizien çok rahatsız ediyor?” sorusuna ankete
katılanların yüzde 64.5’i terör sorunu ve bölücü elebaşı ile PKK terör örgütünün
meşrulaştırılmasına neden olan olumsuz gelişmeler, yüzde 16.6’sı demokratik ve bireysel
hakların, özgürlüklerin yetersizliği, yüzde 11.1’i ekonomik sorunlar ve işsizlik, yüzde
1.3’ü de dış politikada yaşanan gelişmeler cevabını vermiştir. Bu soruda diğer seçeneğini
işaretleyenlerin oranı ise yüzde 6.5’dir.
Ankete katılanların yüzde 70.2’si Türkiye’nin AB’ye üye olmasını istemezken, yüzde 29.8’i
Türkiye’nin AB’ye üye olmasını istemektedir.
Türkiye’nin AB’ye üye olmasını isteyenlere bunun nedenlerini sorduk. Buna göre; yüzde
62.2’si bireysel hak ve özgürlükler genişleyecek, demokratik haklar artacak, yüzde 12.2’
si Türkiye ekonomisi güçlenecek, işsizlik azalacak, yüzde 7.7’si AB ölçeğinde ve daha iyi
koşullarda eğitim verilecek, yüzde 7’si AB ülkelerine vizesiz gidilebilecek cevabını
vermiştir. Bu soruya diğer cevabı verenlerin oranı ise yüzde 10.9’dur.
Türkiye’nin AB’ye üye olmasını istemeyenlere bunun nedenlerini sorduk. Buna göre yüzde
35.4’ü ekonomik sorunlar yaşayan ve işlevini tamamlandığına inandığım AB’nin uzun ömürlü
olacağını düşünmüyorum, yüzde 16.7’si AB Hıristiyan birliğidir, yüzde 13.4’ü ülkemiz açık
pazar haline gelecek ve kaynaklarımız gelişmiş ülkeler tarafından kullanılacak, yüzde
13.3’ü AB politikaları ülkemizin üniter yapısına zarar verecek, yüzde 9.6’sı AB,
sömürgeci bir topluluktur, yüzde 8.9’u AB Türkiye’ye karşı önyargılıdır cevabı vermiştir.
Bu soruda diğer seçeneğini işaretleyenlerin oranı ise yüzde 2.7’dir.
Ankete katılanların yüzde 63.7’si Türkiye’nin siyasi ve ekonomik yönden dışa bağımlı
olduğunu, yüzde 18.9’u kısmen dışa bağımlı olduğunu düşünürken; yüzde 17.4’ü ise dışa
bağımlı olmadığını ifade etmektedir.
ETKİLİ VE İSTİKRARLI ÜLKE DEĞİLİZ
Ankete katılanların yüzde 65’i Türkiye’nin bölgenin (Ortadoğu’nun) etkili ve istikrarlı
ülkesi olduğuna inanmadığını söylerken, yüzde 35’i Türkiye’nin bölgenin etkili ve
istikrarlı ülkesi olduğuna inandığını kaydetti.
Türkiye çok zor bir dönemeçtedir. Milletimiz PKK ile müzakereyi içeren ve İmralı
canisinin muhatap alındığı bir süreci yaşamaktadır. Anket çalışmamızdan da görüleceği
üzere eğitim çalışanları yaşanan gelişmeleri kaygıyla izlemekte, çözülme sürecine destek
vermemektedir.
PKK 8 Mayıs tarihinde Türkiye’den silahlarıyla birlikte çekileceğini açıklamıştır.
Anlaşılan terör örgütü mensupları elini, kolunu sallayarak hiçbir ceza almadan sınır
dışına çıkacak, bu nahoş manzaraya Türkiye Cumhuriyeti Devleti seyirci kalacaktır. Bu da
demektir ki, Hükümetin başlattığı süreç fasa fisodan ibarettir. PKK’nın yeniden gücünü
toparlamasına yardımcı olacak bu geri çekilme önümüzdeki dönemde yaşanacak felaketlerin
de habercisidir. Peki PKK hangi sözler karşılığında geri çekilmektedir? Ortada verilmiş
sözlerin olduğu katillerin açıklamasından bellidir. Zira arif olan her insan bölücü
örgütün mesajlarını doğru bir şekilde okuyabilir. Bu noktada soruyoruz: Yeni Anayasa ile
ilgili PKK’ya verilen sözler var mıdır? Varsa bu sözler nelerdir? PKK’ya federatif devlet
mi vaat edilmiştir? Türk milletini bölünme süreci mi beklemektedir? Yoksa İmralı canisi
serbest mi bırakılacaktır? Bu sorular ivedilikle cevaplanmayı beklemektedir. Zira Türk
Milleti kendisine reva görülen geleceği bilmelidir.
Anket sonuçları, eğitimcilerin bu süreci, ‘çözülme süreci’ olarak gördüğünü gözler önüne
sermektedir. Türk Eğitim-Sen olarak; milletimize dayatılan, şehit ailelerinin
gözyaşlarını görmezden gelen, milli birliğimizin, bütünlüğümüzün adeta pazarlık konusu
haline gelmesine neden olan bu gelişmeleri bir kez daha şiddetle ve nefretle kınıyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı.”

you all technical KINGDOM777 solutions and staff we need for 에볼루션카지노 operators who provide world